Gerrardlı Rangers'ın Şampiyonluk Hayali
Yeryüzündeki pek çok futbolseverin "Ölmeden önce yapmak istedikleri şeyler" listesinde yer alır o ünlü "You'll never walk alone" bestesini stadyumda binlerce kişiyle söylemek. Sırf bunun için farklı ülkelerden kalkıp Liverpool'un Anfield Road'da oynadığı maça giden bir kitle bile vardır. Ancak sanılanın aksine bu marş sadece Liverpool tribünlerinden yankılanan bir eser değildir. İlk kez 1963 yılında bu geleneği başlatan, bugünlere getiren ve kulübüyle özdeşleştiren Liverpool'dur elbette ama bunu Almanca aksanlarıyla İngilizce söyleyen ve Alman müzisyenden kaynaklı melodisini hafifçe değiştiren Borussia Dortmund tribünlerinde de görürseniz yadırgamayınız. Aslında bal gibi de yadırganacak bir durumdur bu ve tribünleriyle nam salmış Dortmund taraftarına yakışmamaktadır bunu söylemek.
Anglosakson olmanın getirisi nedeniyle en az Liverpoollular kadar İngilizce konuşabilen İskoç kulübü Celtic taraftarı da bu marşı tıpkı Onlar gibi söylemektedir Celtic Park'ta her maç öncesi. Diğer rakiplerle oynarken normal karşılayabileceğimiz bu durum 2003 yılında UEFA Kupası Çeyrek Final turunda eşleşen iki takımın taraftarları tarafından, aynı anda hep bir ağızdan okununca epik bir hale büründü. İki takım taraftarının tartışmak yerine dostça bir tavır takınması futbolu güzelleştiren unsurlardan biri olmuştu.
Bahsi geçen marşı birebir statta en çok dinlemiş kişilerden belki de 1.'si olan Liverpool efsanesi Steven Gerrard, 2018 yazında adım attığı komşu ülke topraklarında da zaman zaman marşa olan özlemini dindirebiliyor. Futbolculuğunun aksine teknik direktörlüğünde rakip takım taraftarlarının coşkusuna tanık olmak zorunda kalıyor Gerrard. Keza Celtic Park'ta bu marş çalınırken kendisi o esnada ezeli rakip Rangers yedek kulübesi önünde oluyor. Bayrak adamlığını yaptığı Liverpool'da alt kategorilerde teknik adamlık kariyerine başladıktan sonra ilk büyük deneyimi için İskoçya'yı tercih eden Steven Gerrard, uzun zamandır uykuda olan İskoç devi Rangers'ı uyandırma konusunda kararlı görünüyor. Her ne kadar geçen 2 yıllık süreçte Celtic'i geçmeyi başaramasalar da Gerrard sonrası makasın daraldığı hissediliyor. Zira makas bir ara öyle bir açılmıştı, Rangers maddi krizler nedeniyle 4. Lige kadar düşerken, Celtic 9.58 koşan Usain Bolt rahatlığında kazanıyordu şampiyonlukları.
Neyse ki Kraliyet Mavililer için o sancılı günler büyük ölçüde geride kaldı ve artık zirve yarışı bile yapar seviyeye geldiler ezeli rakipleriyle. İlk çıktıkları 2016 yılında 39 puan fark, derbilerde 4'er 5'er gol yedikleri rakiplerine günden güne yaklaşıyor Ibrox Park sakinleri. Hatta geçen sezon Noel döneminde oynanan maçta 2-1 kazandıklarında yer Celtic Park'tı ve 9 yıllık deplasman hasretini bitirmişti Gerrard'ın talebeleri. Şubat ayına kadar iyi götürdükleri, zaman zaman lider oldukları ligde pandemi öncesi yaşanan puan kayıpları ve ligin mart ayında kaldığı haliyle tescil edilmesi yine üzüyordu Glasgow ekibini ama geçen 10 yıldaki üzüntülerin yanında umutlu bir burukluk olarak yer ediyordu yüreklerinde.
Barisic ve Tavernier'in bek performansından memnun olan Gerrard, 27 yaş ortalamalı stoper tandemine de Premier Lig ve Bundesliga tecrübesi olan Leon Balogun'u katarken, artık yaşlanan Mc Gregor'un yerine kaleye Sunderland'den Mc Laughlin takviyesi yapıldı. Bu savunma revizyonu şu an için işe yaramış görünüyor zira geçtiğimiz sezon aynı dönemde kalesinde 5 gol gören Rangers, 5 haftası geride kalan 2020-21 sezonunda henüz kalesinde gol görmedi. Lige yeniden yükseldiği 2016 yılından beri en pahalı ikinci transferini Anderlecht'ten alınan golcü Kemar Roofe ile yapan Rangers, buna rağmen ilk 5 haftada puanları 2016 yılından beri yapılan en pahalı transferinin golleriyle topladı. 5 maçın 3'ünde fileleri havalandıran Ryan Kent, Steven Gerrard'ın en çok güvendiği isim konumunda. Zira tıpkı Gerrard gibi Liverpool alt yapısından yetişen 22 yaşındaki Kent, hocası gibi kalıcı olmayı başaramadı Liverpool'da ve geçen sezon bonservisiyle Kraliyet Mavililerin yolunu tuttu. Kim bilir belki de idolü olabilecek hocasıyla birlikte kendini kanıtlayıp tekrar Liverpool ya da başka bir Premier Lig kulübüne gider genç oyuncu ama sezona iyi başladığı bir gerçek.
Geçen yıl kiralık olarak oynadığı Rangers'a bu yaz bonservisiyle transfer olan Ianis Hagi'den de beklentiler büyük. Geçen haftaki Livingston deplasmanında kötü performansı sonrası oyundan alınan Hagi, ertesi hafta Kilmarnock maçında yedek soyunmak zorunda kaldı. Soyadının Hagi olması elbette beklentileri arttırıyor ve bu beklentiler de baskı yaratıyor haliyle ama 2 ay sonra 22 yaşına girecek bir oyuncunun elit seviyeye çıkabilmek için zamanı daralıyor. Kendisinin yaşındayken babasının bir Rumen kulübüyle Süper Kupa'yı kucakladığını ve 3 sene sonrasında da Real Madrid'e transfer olduğunu düşünürsek, Rangers'ta ilk 11 çıkmakta zorlanan Ianis'in yolunun yol olmadığını söyleyebiliriz.
9 sezon üst üste şampiyon olmak diğer liglerde çok olağanüstü bir başarı olarak karşılanabilir ama İskoçya'da bu artık olağan hale gelmiş durumda. 60'lı yılların ortalarından 70'li yılların ortalarına kadar lige ambargo koyan Celtic, tıpkı bugün olduğu gibi 9 senelik bir seri yakalamıştı. Bunun altında kalmayan Rangers da 1989 yılından 1997 yılına kadar olan süreçte 9 kez üst üste şampiyon olarak nazire yapmıştı ezeli rakibine. Bu sezon Celtic, artık klasik haline gelen şampiyonluklarına bir yenisini daha ekleyip onuncu kez üst üste mutlu sona ulaşarak rekor kırmak isterken, Glasgow şehrinin diğer yakası her sene biraz daha kapattığı aranın özgüveniyle ve salgın nedeniyle seyircisiz ortamda biraz daha avantaj sağladığı rakibine karşı şampiyon olup seriyi sonlandırmanın planlarını yapıyor. Efsaneleştiği kulübünde futbolcuyken hiç lig şampiyonluğu göremeyen Steven Gerrard, teknik adam olarak ilk şampiyonluğunu tatmayı, 54 lig şampiyonluğu görmesine rağmen şampiyonluğa susamış yeni kulübüne tattırmayı belli ki çok istiyor.
Son yıllarda Rangers'ın dibe gitmesi aynı zamanda Celtic'i de geriye götürdü diyebiliriz. Zira özellikle 2000'lerin ilk 10 yılında sıkça Şampiyonlar Ligi'nde gördüğümüz hatta başarılı maçlar çıkardığına şahitlik ettiğimiz, liglerini bile daha fazla takip ettiğimiz bu ikili artık Avrupa Kupaları'nın geniş ön eleme havuzunda elenir hale geldi. Her ne kadar Rangers'ın geçen sezon UEFA'da Son 16 turuna kadar yükselmesi umut saçsa da bu sezon daha ilk ön eleme turunda hem de kendi evinde elenen Celtic, hevesleri kursakta bıraktı. Dileriz ki bu sezon Celtic, marşında dedikleri gibi şampiyonluk yarışında da yalnız yürümez ve biz futbolseverlerin özlediği bu rekabeti daha keyifli şekilde yaşatır.








Yorumlar
Yorum Gönder